Göz yaşartıcı anlar! Her bir mucizeye muhtacız. Bir dostum ve meslektaşım 4 arkadaşı ile tıbbi malzeme, aşı, ilaç ve acil ihtiyaç olacağını sandığı malzeme ile 3. Gün Deprem bölgesine gitti.
İsmini vermememi istedi Kendi kendilerine depremin en yoğun yaşandığı yerlerden nispeten ulaşımı zor olan bir hedef seçmişler uzun telefonlardan sonra Kızılay ve Afad ile.
Antakya Kırıkhan hastanesine vasıl olmuşlar. Orada Hastanenin bahçesinde 1500 kadar ceset. İki çadır varmış. (Afad iki kez kısaca uğramış yöreye) ve canla başla çalışan Sağlık Bakanlığı UMKE gönüllüleri ile karşılaşmışlar. Gelen bir Belçikalı arama kurtarma ekibi de kendi binasını kendisi seçip kurtarma işlemine başlıyormuş.
Yardım malzemesi yolların kenarında çamur ve kar içinde yığılmış. Yüzde yetmişi kullanılamaz durumdadır diyor.
Yandaki Diş Hastanesinin Müdürü en büyük ihtiyacın çadır ve seyyar tuvalet olduğunu söylemiş.
Oradan İzmir Ticaret odası Başkanı Mahmut Özgener’i aramışlar. Ve on saniye içinde karar vermiş Başkan! 90 çadır İzmir’den yola çıkmış. Bugün orada kurulmuş çadırların resimleri geldi!
Hekim arkadaş ¨içim ısındı bu yaklaşımdan¨dedi o anlatırken ben de adaşıma uzaktan zihnen sarıldım ve tebrik ettim!
Afet anında yardım böyle olmalı! Gıda ve giysi bol bol yol kenarında imiş!
Hastane ve civarında tuvaletler girilecek şekilde değilmiş. Yoldaki benzinliklerde de. Zaten malzemeleri bırakıp dönüş yoluna geçtiklerinde iki hekim ishal olmuşlar. Beni İzmir’e döndükten 3 saat sonra ziyaret etti. Yorgunluktan perişan idi. İsmail Saymaz’ın U-Tube kanalında Antakya hakkında anlattıkları birebir Kırıkhan’da gördüklerim ile örtüşüyor dedi.
Bu dostum 1976 Muradiye Çaldıran depreminde de o zaman 20 yaşında bir tıbbiye öğrencisi olarak İzmir’den toparlanan üç kamyon malzeme ile gitmiş. Bir kamyon gözümün önünde yağmalandı diye anlatıyor! O zaman yamalı bir çift yün çorap bile hora geçerken şimdi eşya yığın halinde yol kenarında, çamur içinde diyor. AFAD ın bu eşyaların tasnif ve dağıtımının yapılacağı yerleri de gezip belirlemesinde planlamasında fayda var bir dahaki afet için, yangın olsun sel olsun deprem olsun.
Her türlü yardım yetersiz afet anında ama yarısından fazlasının heder olması da fazla.
Giderken yolda bağış yapanların pankartları yerine parti isimlerinin asıldığını da sosyal medyada açık bir şekilde gördük. TIRlarca malın soyulduğunu da!
Bu sefer de hırsızların yaptıklarını ve yakalananların ne şekilde adalete teslim edildiklerini gördük. Bir videoda kulakları kesiliyordu! Bir politikacı da sanki her yağmayı Suriyeliler yapmış gibi bir demeç verdi.
Dört yıl önceki İzmir depreminde de yollanan yardım arasında¨düğün terliği ve bikini bile varmış!
Çadır uyku tulumu, mont ve mobil tuvalet dışında nakit bağış en iyisi!
Yardım etmek isterseniz Umuthareketi.izmir.bel.tr adresini bilgisayarınızda, cep telefonunuzda kaydedin. Umarım bir daha gerekmez.
İstanbul’dan yardım için çıkan yüzlerce insan arasından yeğenim ve arkadaşları Antakya’ya 3. Günde varıp bir çocuk ve altı yetişkini yıkıntı atından kurtarmışlar. Samandağ’da sonra İskenderunda gelen yardımın tasnifi ve daha fazla heder olmaması için çalışıyorlar.
Bir genç İyte öğrencisi dostum ise ilk iki gün Samandağ da hiç kimsenin yardım için gelmediğini yaşadı. Kendi yakınlarını elleri ile ve kazma kürek ile kurtarabildikleri kadar kurtarmışlar.
Ölüm farklı ve en etkileyicisi ama tek katlı evrak binasının bir belediyede yıkılması için Hatay da çıkan karar ise en iğrenç olaylardan biri. Kepçelere afet alanında ihtiyaç varken evrak imha etme çabası. Allahtan durdurulmuş. Basın bu neden ile gerekli!
En yüz güldüren an ise beş yaşındaki enkaz altından üçüncü gün çıkarılan kıza su içmesi söylenince ¨daha muayene olmadım¨ demesi idi. Hislerin çok yoğun olduğu bir dönem. Şimdi maraton kısmı başlıyor.